Yeni Hitit 1 — Ders kitabı — Dinleme kayıtları


1 Ünite – Merhaba
– Tanışma
8. Kim, neler?
Merhaba! Ben İmelda. Singapurluyum.
Merhaba! Benim adım Claudia. Almanyalıyım.
Selam! Benim adım Maria. İspanyalıyım.
İyi günler! Adım Virginia. İngiltereliyim.
Ben Japonyalıyım. Adım Toru.
Selam! Ben Roberto. İtalyalıyım.
Ben Ahmet. Afganistalıyım.
– Ne? Kim? Neresi?
10. Fotoğraflar
Aylin: Bu çok güzel bir fotoğraf. Burası neresi?
Ayşen: Antalya.
Aylin: Peki şu kim?
Ayşen: O İrlandalı bir turist.
Aylin: Şurası da Antalya mı?
Ayşen: Orası Antalya değil, İzmir.
Aylin: İzmir güzel bir şehir mi?
Ayşen: Evet, çok güzel bir şehir.
11. Yeni ev
A: İşte ev burası.
B: Evet, bence burası büyük, güzel bir ev.
A: Burası mutfak, şurası da banyo.
B: Burası neresi? Çocuk odası mı?
A: Hayır, orası yatak odası.
B: Salon biraz küçük değil mi?
A: Hayır, bu salon yirmi beş metrekare. Bence küçük değil.
B: Teşekkür ederim. İyi günler.
19. Kimler sınıfta?
Bu sınıfta beş öğrenci var. Lisa Fransalı bir hemşire. Umiko bir öğretmen. O Japon. Ali Suriyeli bir diplomat. Vladimir üniversitede öğrenci. O Bulgaristanlı. John öğretmen. İngiltereli.
– Ne var? Ne yok?
26. Var mı? Yok mu?

1. A: Hoş geldiniz!
B: Hoş bulduk. Çorba var mı?
A: Evet, domates çorbası var.
B: Hmm... Tamam, iki çorba lütfen. 2. A: Bu ayakkabı nasıl?
B: Fena değil ama otuz altı numara biraz küçük. Otuz yedi numara var mı?
A: Hayır, yok. Yalnızca bu numara var.
B: Hmm... Peki. İyi günler.
28. Diyaloglar
- Pardon, burası And sokağı mı?
- Evet, And sokağı.
- İş bankası bu sokakta mı?
- Evet, bu sokakta. Yüz metre ileride.
- Tamam, teşekkürler.
- Rica ederim. - Alo. İyi günler. Ben Deniz Yaman.
- İyi günler, Deniz Hanım.
- Alp Bey orada mı?
- Hayır, burada değil. Şu anda yemekte. Bir
notunuz var mı?
- Hayır, yok. - İyi günler. Öğrenci işleri nerede?
- Birinci katta.
- Peki, bu binada kafeterya var mı?
- Evet, var. Kafeterya altıncı katta.
- Sağolun.
29. Hangi oda?
Burası büyük ve güzel bir oda. Odada büyük bir sehpa var. Sehpada bir vazo ve vazoda çiçekler var. Duvarda büyük bir tablo ve resimler var. Kitaplıkta kitaplar var. Odada hiç sandalye yok. Televizyon açık. Bu odada koltuk ve halı da var.
30. Dinleyelim, yazalım
- Odada televiziyon var mı?
- Burası oda mı?
- Televizyon kapalı mı?
- Kitaplıkta ne var?
32. Çantada ne var?
- Sibel, bu ne kadar büyük bir çanta! İçinde neler var?
- Her şey var. Cep telefonu, ayna, mendil, anahtar, cüzdan, kaset, gözlük, ilaç. Çok şey var.
- Kitap da var mı?
- Hayır, kitap yok ama küçük bir defter var.
Ünite – Günlük hayat
2.1 – Ne yapıyorsunuz?
7. Farklı ülkelerde
Ahmet Moskova Üniversitesi’nde öğrenci. Rus Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor.
- Rusya, benim ülkemden çok farklı. Örneğin, hava burada genellikle soğuk oluyor, çünkü kış çok uzun sürüyor. Rus arkadaşlarım kışın gölde yüzüyor ama ben yüzmüyorum, sadece buz pateni yapıyorum. Moskova soğuk ama güzel bir şehir.
Christoph Rio’da yaşıyor. Evli. Orada bir bankada çalışıyor.
- Bence Brezilya harika bir ülke. Burada mevsim her zaman yaz. Brezilya’da farklı kültürlerden insanlar birlikte yaşıyorlar. Burada insanlar eğlenceden, spordan ve danstan hoşlanıyorlar. Ben de her akşam işten sonra dans kursuna gidiyorum.
Sarah Japonya’da bir okulda İngilizce öğretiyor.
- Japonya çok büyük ve modern bir ülke. Ben, başkent Tokyo’da yaşıyorum. Tokyo çok kalabalık bir şehir. Burada hayat çok hızlı ve insanlar çok çalışıyorlar. Tokyo’da çok güzel eğlence yerleri var. Ben genellikle arkadaşlarımla buluşuyorum. Biz sık sık kareoke barlarına gidiyoruz, orada çok eğleniyoruz.
2.2 – Nereden nereye?
16. Nurten Hanım’ın hobisi
Benim adım Nurten. Ev hanımıyım. Zamanım genellikle evde geçiyor. Hergün temizlik yapıyorum, yemek pişiriyorum. Ama boş zamanlarımda bir kursa gidiyorum. Kursta boncuktan kolyeler, bilezikler, küpeler yapıyorum. Yeni modeller öğrenmek için dergilere de bakıyorum. Bazen ipek kumaştan küçük yastıklar yapıyorum ve arkadaşlarıma hediye ediyorum. Onlar bu yastık, koyle ve küpelerden çok hoşlanıyorlar.
2.3 – Saatler
20. Takside
Yolcu: İyi günler. Havaalanına gitmek istiyorum.
Taksici: Tabii efendim, buyurun.
Yolcu: Saat kaç acaba?
Taksici: Saat iki.
Yolcu: İki saat sonra uçak kalkıyor. Havaalanı uzak mı?
Taksici: On dakika sonra oradayız. Affedersiniz, nereye gidiyorsunuz?
Yolcu: Dublin’e.
Taksici: Yolculuk kaç saat sürüyor?
Yolcu: Dört saat sürüyor. Saat sekizde oradayım.
Taksici: O zaman burada saat kaç oluyor?
Yolcu: İki saat fark var.
Taksici: İşte havaalanı burası. Size iyi yolculuklar.
Yolcu: Teşekkürler. İyi günler.
23. Frank’ın bir günü
Frank bir öğrenci. O her sabah saat yedide uyanıyor. Önce kahvaltı yapıyor. Sonra biraz gazete okuyor. Saat dokuzda evden çıkıyor. Saat onda derse giriyor. Ders kırk dakika sürüyor. On bire yirmi kala teneffüse çıkıyor. Ders on ikide bitiyor. Saat birde yemeğe gidiyor ve yemekten sonra ikide okula dönüyor. Saat beşte son derse giriyor. Saat altıda ders çalışmak için kütüphane gidiyor. Akşamları genellikle evde zaman geçeriyor ve erken yatıyor.
27. Rock festivali
Anıl: Arkadaşlar, yarın festivale geliyor musunuz?
Berk: Festival mi? Ne festivali?
Cem: Sen bilmiyor musun? Her yerde afişleri var. Herkes bu festivalden bahsediyor.
Anıl: Evet! Okula çok iyi rock grupları geliyor.
Berk: Aaa! Öyle mi? Çok güzel! Festival kaçta başlıyor?
Anıl: Saat on ikide. Ama ikiye kadar konser yok. Tavla turnuvası var. Tavla turnuvası iki saat sürüyor. Sonra festival başlıyor. İlk grup Mavi
Bulut. İkiyi çeyrek geçe sahneye çıkıyor.
Cem: Ben o grubu sevmiyorum. Sonraki konser saat kaçta, biliyor musun?
Anıl: Hmm... Mavi Bulut’un konseri dört buçukta bitiyor. Sonra Grupal Enfeksiyon konser veriyor. Konser saat beşten yediye kadar. Akşam
yedi buçukta da BayRock grubunun konseri var.
Cem: Festivale BayRock da mı geliyor? Süper!
Anıl: Evet, gerçekten gruplar çok iyi. Eee? Yarın festivale geliyor musunuz?
Berk: Tabii!
Ünite – Yakın çevremiz
3.1 – Ailem ve arkadaşlarım
6. Eş, dost, akraba
1. Bu benim ailem ve burası bizim evimiz. Fotoğrafta solda benim anneannem var, ben onun yanında ayakta duruyorum. Benim yanımda
kuzenim Emre var. Onun annesi ve babası arkada duruyor. Onlar benim dayım ve yengem. Babam fotoğrafta solda. Annem fotoğrafta
sağda ve onun önünde dedem oturuyor.
2. Burası bizim bahçemiz. Fotoğrafta sağda benim amcam İbrahim Bey var. Onun yanında kızı Aslı duruyor. Benim annem fotoğrafta solda
oturuyor. Onun önünde benim dayım var. Diğer hanımlar bizim komşularımız.
3. Fotoğrafta ortada benim babaannem oturuyor. Onun sağında benim teyzem var. Onun önünde oğlu Burak oturuyor. Fotoğrafta benim
İki halam da var. Onlar babaannemin solunda ayakta duruyorlar.
7. Yerleştirelim, dinleyelim
1. A: Burası senin odan mı?
B: Hayır, orası benim odam değil.
2. A: Bu sizin çantanız mı?
B: Evet, o benim çantam.
3. A: Onun adı ne?
B: Bilmiyorum.
4. A: Bunlar kimin?
B: Bizim.
5. A: Doğum tarihiniz?
B: 1982.
6. A: Bu kimin kitabı?
B: Benim kitabım.
7. A: Kırmızı araba senin mi?
B: Hayır, değil.
3.2 – Evimiz ve semtimiz
11. Dosya nerede?
Bucru: Alo Aysun, ben şimdi taksiden iniyorum. Karşımda Can Eczanesi var. Senin evin eczanenin neredesinde?
Aysun: Eczanenin sağında bir site var.
Bucru: Evet, görüyorum. Kardelen sitesi. Şimdi sitenin girişindeyim.
Aysun: Tamam. Girişte sağda bir büfe görüyor musun?
Bucru: Evet.
Aysun: Evim o büfenin arkasında. 21 numara.
Bucru: Tamam şimdi kapıyı açıyorum... Evet, şimdi evdeyim.
Aysun: Kapının karşısında merdivenler var. Oradan yukarı çık.
Bucru: Çıkıyorum. Karşımda banyo var.
Aysun: Banyonun yanında çalışma odam var.
Bucru: Tamam, çalışma odana giriyorum. Dosya nerede?
Aysun: Kitaplığımın ilk rafında. Kırmızı bir dosya.
Bucru: İşte burada. Hemen sana getiriyorum.
Aysun: Teşekkürler. Görüşürüz.
3.3 Şehirler
22. Turizm bürosunda
A: İyi günler!
B: Buyurun beyefendi.
A: Bayram tatilinde bir yurt içi turuna katılmak istiyorum.
B: Çok güzel. Acentemizde çok farklı tur programları var.
A: Siz nereye gitmek istiyorsunuz? Kara denize mi, Akdeniz’e mi, Doğu Anadolu’ya mı?
B: Emin değilim. Sizden bilgi almak istiyorum.
A: Son zamanlarda Kara deniz turlarımız çok ilgi görüyor. Buyurun, bunlar broşürlerimiz.
B: Evet. Kara deniz gerçekten iyi bir fikir. Peki, Kara denizin bütün şehirlerine tur var mı?
A: Evet, var. Doğu Kara deniz turları ve Batı Kara deniz turları ile her şehre gitmek mümkün. Ayrıca Ankara’ya yakın şehirlere günübirlik
turlar düzenliyoruz.
B: Ama ben bir haftalık bir gezi istiyorum.
A: O zaman Doğu Kara deniz turu sizin için ideal. Bu gezide misafirlerimiz Rize, Artvin ve Trabzon’a gidiyorlar. Sümela manastır gibi tarihi
yerleri ve köyleri geziyorlar. Her şehrin özel yemeklerini tadıyorlar. Ayrıca yemyeşil yaylalarda doğa yürüyüşleri yapıyorlar.
B: Evet. Broşürlerde de çeşitli tur fotoğrafları var. Kara denizin doğası gerçekten muhteşem! Yemyeşil dağlar, yayla evleri ve deniz.
Tamam, bence bu tur harika!
Ünite – Zaman geçiyor
4.1 – Ne zaman ne oldu?
1. Hangi yılda?
1912: Titanic battı.
1945: 2. Dünya Savaşı bitti.
1996: Bilim adamları bir koyunu kopyaladı.
1969: İnsanoğlu Ay’a gitti.
2004: Endonezya’da tsunami felaketinde 100 binden fazla insan öldü.
1999: Türkiye’de, Marmara Bölgesi’nde 7.4 (yedi nokta dört) büyüklüğünde deprem oldu.
1970: İnsanlar ilk kez cep telefonu kullandı.
1953: İki dağcı Everest’in zirvesine ulaştı.
1986: Çernobil’de bir nükleer santral patladı.
1492: Kolomp Amerika Kıtası’nı keşfetti.
1885: Wilhelm Conrad Rontgen X ışınlarını buldu.
1930: Uruguay’daki ilk dünya kupasında kupayı Uruguay futbol takımı kazandı.
6. İş görüşmesi
Ayça: Merhaba!
Yetkili: Merhaba! Buyurun. Ayça Hanım, dosyanıza baktım. Üç dil biliyorsunuz, başarılı öğrencisiniz. Özgeçmişiniz oldukça iyi.
Ayça: Teşekkür ederim.
Yetkili: Ancak bizim işimizde, turizmde insan ilişkileri diploma notundan daha önemli, biliyor musunuz? Bu nedenle sizinle yüz yüze
görüşmek ve sizi sizden dinlemek istedim.
Ayça: Tabii. Ben 1978 yılında Ankara’da doğdum. Liseye kadar da orada yaşadım. Ortaokuldan sonra Galatasaray Lisesi’nin sınavlarını
kazandım ve İstanbul’a geldim. Lisede derslerim iyiyidi. Bu nedenle son sınıfta burs aldım ve üniversiteden önce Paris’e gittim.
Yetkili: Paris’te çalıştınız mı, okudunuz mu?
Ayça: Aslında ikisini de yaptım. Sorbon Üniversitesi’nde bir yıl derslere katıldım ve aynı zaman bir turizm acentesinde staj yaptım.
Yetkili: Ve sonra Türkiye’de, 1996’da Boğaziçi Üniversitesi’nde turizm bölümüne girdiniz.
Ayça: Evet. Turizm ve İşletme.
Yetkili: Sanırım stajdan başka herhangi bir acentede ya da otelde çalışmadınız.
Ayça: Evet, çalışmadım. Üniversiteden bir yıl önce mezun oldum.
Yetkili: Ancak biliyorsunuz, biz otelimiz için deneyimli bir personel müdürü arıyoruz.
Ayça: Evet, biliyorum. Ama kendime güveniyorum çünkü iyi bir eğitim aldım.
Yetkili: Peki, Ayça Hanım. Teşekkür ederim. Biz size arayacağız.
Ayça: Teşekkür ederim. İyi günler.
19. Eşimle nasıl tanıştık?
Serap: İyi ki bugün buluştuk Meralciğim. Seni, arkadaşları, Türkiye’yi çok özledim.
Meral: Evet, çok uzun zaman oldu. Bana en son düğün fotoğraflarını gönderdin. Anlat bakalım, eşinle nasıl tanıştınız?
Serap: Bir gün Özlem’le birlikte bir partiye gittik. Parti çok kalabalıktı. Özlem’in orada çok arkadaşı vardı. Özlem o gün de çok şık ve
güzeldi. Tabii ki partide herkes Özlem’le dans etmek istedi. Ben ise uzun bir süre yalnız kaldım.
Meral: Sonra ne oldu?
Serap: Özlem bir ara bir arkadaşının yanına gitti. Beni gösterdi. Biraz sonra o genç yanıma geldi. Benimle dans etmek istedi. Biliyorsun,
ben çok utangaçtım, teklifini kabul etmedim ama o çok ısrar etti. Biraz dans ettik. Adı Ali’ydi, benimle aynı yştaydı ve gerçekten çok
kibardı. O akşam birbirimize aşık olduk, bir yıl sonra da evlendik.
Meral: Çok sevindim. Bir gün eşinle de tanışmak isterim.
Serap: Tabii en yakın zamanda. Sen neler yaptın, anlat bakalım.
Meral: Beni biliyorsun.
Ünite – Afiyet olsun
– Ne yiyelim?
1. Bir şey lazım mı?

Eren: Alo, Merhaba Mert, ne haber?
Mert: İyilik Erenciğim, Volkan’la oturuyoruz.
Eren: Ben şimdi yoldayım, sana geliyorum. Markete uğrayayım mı? Bişey lazım mı?
Mert: Evet Erenciğim, lütfen uğra. Ben kola aldım ama siz ne içmek istiyorsunuz, bilmiyorum. Bence sen birkaç tane de meyve suyu ve bira al.
Volkan: Meyve suyu almasın, ben aldım.
Mert: Eren, Volkan meyve suyu almasın diyor.
Eren: Peki, o zaman yiyecek bir şeyler alayım mı? Cips, çikolata...
Mert: Cips aldım ama çikolata da iyi fikir. Sen bana çikolata al.
Eren: Tamam, sana çikolata alayım, benim karnım aç. Bir paket de makarna alayım. Volkan bize güzel bir makarna yapsın.
Mert: Evet evet, çok iyi olur. Ben de acıktım şimdi. Ben sofrayı hazırlayayım. Haydi sen de çabuk ol! Alışveriş tamamla da bir an önce yemek
yiyelim.
Eren: Tamam tamam! Acele etme. On beş dakika sonra oradayım.
Mert: Peki, görüşürüz.
Eren: Görüşürüz.
6. Beraber pişirelim
250 gr. pirinci sıcak suda 15 dakika bekletin. Sonra iyice yıkayın. Bir adet havucu küçük küçük doğrayın. Tencereye sıvı yağı koyun. Daha sonra pirinci ve bir bardak suyu ekleyin. Ardından tencereye bezelye ve havucu da koyun. Son olarak bir tatlı kaşığı tuz ekleyin ve 15 dakika pişirin. Havuçlu bezelye ile pilaf hazır. Afiyet olsun!
5.2 – Ne alırsınız?
13. Adresi bulalım. Paket servesi
Garson: Alo! İyi günler. Buyurun, ‘Ankara kebap’.
Selim: İyi günler. Sipariş vermek istiyorum.
Garson: Tabii. Buyurun.
Selim: İki kaşarlı pide, iki tane de ayran, lütfen.
Garson: Elbette. Adresi alayım.
Selim: Tamam yazın. Kale caddesi, Menekşe sokak 17, Taksim 2, Çankaya. Yazdınız mı?
Garson: Evet. Ama Menekşe sokak neredeydi?
Selim: Ben size tarif edeyim. Kale caddesini biliyorsunuz, değil mi?
Garson: Evet, biliyorum.
Selim: Güzel. Caddenin başından dosdoğru yürüyün. Yolun sağında mavi boyalı büyük bir okul var.
Garson: Tamam.
Selim: O okulu 50 metre geçin ve ilk sağ dönün. Orası Menekşe sokak. Yolun karşısına geçin. Biraz ileride üç katlı bir apartman var. İşte orası.
Adım Selim Aktan. Kapıda yazıyor.
Garson: Anladım. Çok teşekkürler! Siparişiniz yarım saat içinde evinizde.
Selim: Teşekkürler!
5.3 – Dünya mutfakları
24. Restoran seçimi
Kız: Selam Cem. Ne haber?
Cem: İyilik canım. Sen de ne var, ne yok?
Kız: Sağol, ben de iyiyim. Bu akşam İpek’in doğum günü. Yemeğe çıkalım diyoruz. Sence nereye gidelim?
Cem: Mavi restorana gidelim. Hem orada canlı müzik de var.
Kız: Bilmem ki. Orası balık restoranı değil mi? İpek balık yemiyor.
Cem: Balık restoranı ama tavuk da et de var.
Kız: Kumsal restoran nasıl? Oranın menüsü daha zengin.
Cem: Vallah, ne desem bilmiyorum ki. Kumsal da Ankara’daki en pahalı restoran bence. Tamam çok yemek seçen var ama en lezzetli yemek
Mavi restoranda.
Kız: Off Cem! Tamam, Mavi restorana gidiyoruz. Akşam sekizde orada ol.
Cem: Tamam. Öptüm. Güzel bir yemeğe hazır olun.
Ünite – Bürokrasi her yerde!
6.1 – Sayın yetkili
3. Fotoğrafçıda
Ayşe: Günaydın.
Fotoğrafçı: Gündaydın Ayşe Hanım, buyurun.
Ayşe: Pasaport için vesikalık fotoğraf çektirmek istiyorum.
Fotoğrafçı: Tabii. Kaç adet olsun?
Ayşe: 12 adet.
Fotoğrafçı: Resminiz arkasına ne renk fon yapalım?
Ayşe: Kıyafetim siyah. Mavi olsun.
Fotoğrafçı: Bence kırmızı yapalım.
Ayşe: Tamam öyle olsun.
Fotoğrafçı: Siz içeriye girin, makyajınız yapın, saçınızı tarayın, hazırlanın. Ben birazdan geliyorum.
Ayşe: Off! Poz vermek çok zor, fotoğraf çektirmek bana çok zor geliyor.
Fotoğrafçı: Önce kolyenizi düzeltin. Sandalye biraz sağa çekeyim, şimdi oturun, başınızı düz tutun. Sağa ya da sola çevirmeyin. Sırtınızı dik
tutun. Şimdi biraz gülümseyin. Çekiyorum... Geçmiş olsun.
Ayşe: Teşekkür ederim, ne zaman alabilirim?
Fotoğrafçı: Yarım saat sonra hazır.
Ayşe: Tamam, teşekkürler. İyi günler.
Fotoğrafçı: İyi günler.
7. Tamamlayalım, eşleyelim
1. Kadın: Lütfen biraz hızlı gider misiniz? Uçağı kaçıracağız.
Erkek: Merak etmeyin. Zamanında havaalanında oluruz.
Kadın: Şu müziğin sesini de biraz kısın lütfen!
2. Kadın: İndirim için öğrenci kimliğinizi görebilir miyim?
Erkek: Kimliğim yanımda değil. Sanıyorum yurtta unuttum.
Kadın: O zaman tam bilet alın lütfen.
3. Kadın: Arabamı gördünüz mü? Yarım saat önce şuraya park ettim.
Erkek: Trafik polisleri arabanızı otoparka çektiler.
Kadın: Hay Allah! Otopark ne tarafta?

4. Kadın: İyi günler. Konya’ya iki bilet istiyorum.
Erkek: Yataklı vagon mu, koltuklu vagon mu olsun?
Kadın: Yataklı olsun. Yol çok uzun.
6.2 – Başımız dertte
13. Karakolda
Komiser: 10 Nisan’da, saat beşten sonra ne yaptınız?
Sanık: O gün saat beşte evden çıktım. Moralim çok bozuktu. Saatlerce dolaştım. Sonra doğruca Likya bara gittim.
Komiser: Evet. Saat sekiz buçuk gibi. Çok içtiniz mi?
Sanık: Hayır komiserim. Sadece bir ya da iki duble içtim.
Komiser: Peki. Saat dokuza doğru bardan çıktınız, değil mi?
Sanık: Evet. Doğru. Akün Sineması’na gittim.
Komiser: Hangi filme?
Sanık: “Cesur Yürek” filmine.
Komiser: O gün Akün Sineması’nda “Cesur Yürek” filmi yoktu sanıyorum.
Sanık: 10 Nisan çok geri kaldı. Hatırlamak kolay değil.
Komiser: Peki. Bayındır Sokak size bir şey hatırlatıyor mu?
Sanık: Evet. Kızılay’da kalabalık bir sokak. Ama o akşam o sokağa hiç gitmedim.
Komiser: Emin misiniz? Bir taksi şoförüne göre o akşam oradaydınız.
Sanık: Hayır. Kesinlikle eminim. O gün Nefes Kafe’ye hiç yğramadım.
Komiser: Efes dediniz. Demek Efes Kafe’yi biliyorsunuz.
Sanık: Evet, biliyorum. Efes’i herkes bilir. Bunda ne var?
Komiser: 10 Nisan’da, saat on birde Efes Kafe’de bir soygun oldu.
Sanık: Benden mi şüpheleniyorsunuz? Yani size göre hırsız ben miyim?
Komiser: Hırsızın robot resmi size uyuyor. Avukatınız var mı?
6.3 – Yardım istiyorum
24. Dinleyelim, tamamlayalım
1. A. Ben öğretmenlik yapıyorum.
B. Ben de öğretmenim.
2. A. Bende hiç para yok.
B. Bende yok.
3. A. Yazları İzmir’de hava çok sıcak oluyor.
B. Ankara’da da öyle.
4. A. Özgür’ün ailesi İstanbul’da yaşıyor.
B. Ayşe’ninki de.
5. A. Bizim odamızda kaloriferler yanmıyor.
B. Bizimkinde de yanmıyor.
7 Ünite – Gelecek de bir gün gelecek
7.1 - Planınız ne?
10. Düğün hazırlığı
Benim adım Selin. Nişanlıyım ve iki hafta sonra evleneceğim. Ama henüz hiçbir şey hazır değil. Çünkü bu hazırlıklarla ilgilenmek için vaktim olmadı. Sabahları okula, öğleden sonraları ise işe gidiyorum. Önümüzdeki hafta okul tatil olacak. Ben de iş yerinden izin alacağım ve izindeyken hazırlıklara başlayacağım. O kadar çok iş var ki! Önce mobilyaları alacağım. Sonra gelinlik bakacağım. Gelinliğimi diktirmeyeceğim, hazır alacağım. Çünkü diktirmek için vakit yok. Yuvarlak yakalı, kabarık bir gelinlik giymek istiyorum. Sonra makyaj ve saç modelini denemesi yapmak için bir güzellik salonuna gideceğim. Hafif bir makyaj istiyorum. Bu arada davetli listesini hazırlayacağım. Davetliyeleri seçeceğim ve davetlilere postalayacağım. Son olarak eşyalarımı yeni eve taşıyacağım ve yerliştireceğim. Bütün bu işleri yapmak için sadece bir haftam var. Çok yorulacağım ama balayında dinleneceğim. Bu arada bütün bu işleri yalnız yapacağım. Nişanlım bana yardım etmeyecek çünkü çok önemli bir proje üzerinde çalışıyor.
7.2 - Neler olacak?
12. Bebeğimiz olacak
Ayşegül: Benim kızım annesine benzeyecek. Güzel bir kız olacak. Onunla arkadaş gibi olacağız. Beraber oyunlar oynayacağız, sinemaya
gideceğiz, çok eğleneceğiz. Sonra o büyüyecek, en iyi okullara gidecek. Çok çalışkan bir öğrenci olacak. Üniversiteyi de bitirecek ve
benim gibi avukat olacak.
Cenk: Benim aslan oğlum çok akıllı olacak. Ona satranç öğreteceğim. Beraber oynayacağız. Tabi futbol maçlarına da gideceğiz. Oğluma en
güzel formayı alacağım. Oğlum büyünce çok yakışıklı bir delikanlı olacak. İyi bir işte çalışacak ve çok para kazanacak.
15. Falcıda
Falcı: Eve-e-et Ayten kızım açalım artık fincanını.
Ayten: Ayi-i-i! Çok heyecanlıyım. Güzel şeyler söyleyin ne olur.
Falcı: Neyse halin çıksın falin. O-o-o! Çok kısmetlisin sen. Şansın çok açık. Önümüzdeki altı ay işlerin hep iyi olacak. Uzun boylu yaşlı bir adam
görüyorum. Büyük bir koltukta oturuyor.
Ayten: Bizim müdür olacak.
Falcı: Ondan yeni bir iş teklifi alacaksın. Çok hayırlı bir iş. Bence teklife kabul et.
Ayten: Allah, Allah! Para da kazanacak mıyım?
Falcı: Tabi, tabi. Hem de yakın zaman içinde.
Ayten: Çok sevindim! İnşallah, inşallah. E-e-e hep iş, hep iş. Yok mu beyaz atlı bir prens falımda?
Falcı: Ha-ha-ha! Bakalım. Biri var ama şu anda uzakta bir yerde.
Ayten: İnanmıyorum! Tipi nasıl?
Falcı: Kumral, orta boylu biri, otuzlu yaşlarda.
Ayten: Yakışıklı mı?
Falcı: Ha-ha-ha! Onu bilmiyorum ama çok temiz bir kalbi var. Sen bu adamla altı ay içinde sözleneceksin. İki yıl içinde de evleneceksin.
Bakayım kaç çocuğun olacak.
Ayten: İki tane olsun.
Falcı: Ben üç çocuk görüyorum ama.
Ayten: Eyvah! Üç mü? Nasıl bakacağız onlara?
Falcı: Güzel, güzel bakacaksınız. Geleceğin çok güzel olacak. Hiç merak etme!
Ayten: Çok teşekkür ederim! Ağzına sağlık!
7.3 – Böyle mi olacaktı?
24. Planımız neydi?
Nil: Alo, Selin?
Selin: Hmm, efendim?
Nil: Sen hala uyuyor musun?
Selin: Evet, dün gece çok geç yattım.
Nil: Ama seninle bugün için planımız vardı. Sabah erkenden alışverişe gidecektik. Unuttun mu?
Selin: Aaa, evet. Dün yatmadan önce saati kuracaktım ama unutmuşum.
Nil: Neyse, hemen kalkıp hazırlan hadi.
Selin: Ama bu kadar kısa sürede nasıl hazırlanacağım?
Nil: Bilmiyorum, onu da sen düşün.
Selin: Tamam, sen Özlem’le önceden buluşun, ben size sonra katılayım. Özlem de geliyor, değil mi?
Nil: Bilmem. Ona sen haber verecektin, aramadın mı?
Selin: Dün tam onu arayacaktım ama, kapı çaldı. Arkadaşlarım geldi. Geç vakte kadar oturdular. Yani aramayı unuttum.
Nil: Sana inanmıyorum Selin. Aslında dün aklıma geldi. Özlem’le ben de konuşacaktım ama sonra vazgeçtim.
Selin: Ben şimdi ararım onu.
Nil: Tamam, gerek yok. Sen hemen hazırlan, taksiyle buraya gel.
Selin: Bir şey daha söyleyeceğim, ama kızacaksın. Ben dün işten sonra bankadan para çekecektim ama unutmuşum. Taksi için param yok.
Ancak dolmuşla gelebilirim.
Nil: Selin, niye bu kadar unutkansın? Tamam o zaman, ben seni alışveriş merkezinin kapısında bekleyeceğim. Sen taksiyle kapıya gel. Ben
paranı ödeyeyim.
Selin: Canım, çok iyisin. Tamam kapatıyorum, 15 dakika sonra oradayım.
28. Hayalim bu değildi
Ahmet: Üff! Sıkılıyorum her gün aynı işleri yapmaktan. Her sabah erken kalk, akşama kadar çalış, sonra yorgun argın eve dön...
Gizem: Hepimiz aynı şeyleri yapıyoruz ama senin kadar şikayet etmiyoruz!
Ahmet: Belki senin için bu hayat güzel ama benim hayalim bambaşkaydı.
Gizem: Öyle mi? Neydi ki?
Ahmet: Bir konservatuarda okumaktı ve sanatçı olmaktı. Çok ünlü olacaktım. Bir sürü hayranım olacaktı. Birçok ülke görecektim. Dünya
turnesine çıkacaktım. Konserlerde hayranlarım benim şarkılarımı söyleyeceklerdi.
Gizem: Bu hayalini niye gerçekleştiremedin?
Ahmet: Çünkü ailem konservatuarda okumama izin vermedi. Ben de bankacı oldum... Senin yok muydu bir hayalin?
Gizem: Aslında ben de küçük bir kasabada yaşamak istiyordum. Güzel, bahçeli bir evde oturacaktım. Çocuklarım rahatça oynayacaktı. Büyük
şehrin gürültüsünü, sıkıntısını çekmeyecektik. Ama ben senin gibi hayalimden vazgeçmedim. Yalnızca erteledim. Belki emekli olduktan
sonra...
Ahmet: Ne güzel! Senin hala bir hayalin var. Ama ben...
8 Ünite – Rivayet odur ki...
8.1 – Bir zamanlar
6. Bana bir masal anlat anne
Kız: Anneciğim bu gece bana hangi masalı okuyacaksın?
Anne: Bu geceki masalımızın adı ‘Kelebek’. Hadi yatağına yat, hemen başlayalım.

Kelebeğin biri bir adamla dost olmak istemiş. Pencerenin önüne gelmiş, cama vurmuş – tık, tık, tık. Adam o sırada çok meşgulmüş.
Dönmüş, bakmış – küçük bir kelebek. Kelebek heyecanla
- Seninle dost olmak istiyorum. Lütfen pencereyi aç, beni içeriye al – demiş.
Adam birden sinirlenmiş.
- Olmaz! Sen bir kelebeksin – diye bağırmış.
Kelebek utanmış ve başını öne eğmiş. Sonra
- Lütfen al beni içeriye. Hava çok soğuk, üşüyorum – demiş.
Adam yine kabul etmemiş.
- Git burdan! Beni rahat bırak – demiş.
Kelebek çok üzülmüş ve oradan uzaklaşmış.
Aradan uzun zaman geçmiş. Adam çok pişman olmuş. ‘İlk defa biri benimle dost olmak istedi ama ben bu teklife kabul etmedim’ diye
kendine kızmış. Sonra ‘Belki bir süre sonra tekrar gelir. Ben de onu içeriye alırım ve dost oluruz’ diye düşünmüş. Uzun süre beklemiş. Her
gün başka kelebekler görmüş ama o kelebek bir daha hiç gelmemiş. Her gün penceresi açık beklemiş. Sonunda bilgi almak için bilgi bir
kişiye gitmiş. Her şeyi anlatmış. Bilgi kişi adama bakmış ve demiş ki kelebeklerin ömrü bir iki gündür.
Uyumuş bile. İyi geceler yavrum. Tatlı rüyalar.
8.2 – Oyle miymiş?
10. Tuğba evleniyormuş
Nur: Alo! Eda, nasılsın?
Eda: İyiyim Nil. Televizyon seyrediyorum.
Nur: Biliyoru musun? Az önce Tuğba aradı. Evleniyormuş. Beni düğününe davet etti.
Eda: Öyle miymiş? Kiminle evleniyormuş?
Nur: Arda adında biriymiş. Ben tanımıyorum, İstanbulluymuş.
Eda: Ne iş yapıyormuş?
Nur: Mühendismiş, bir şirkette yöneticilik yapıyormuş.
Eda: Nasıl biriymiş? Yakışıklı mıymış?
Nur: Evet. Esmer, uzun boylu, mavi gözlüymüş. Biraz Tom Cruise’a benziyormuş.
Eda: Düğün ne zamanmış? Neredeymiş?
Nur: 3 Haziran’da Çırağan Sarayı’ndaymış.
Eda: Ne kadar güzel. Umarım mutlu olurlar. Gidecek misin düğüne?
Nur: Evet, gideceğim.
16. Magazin haberleri
A: Alo. Ece izledin mi programı?
B: İzledim, izledim. Ay Tarkan ne kadar değişmiş, tanıyamadım. Saçları, elbiseleri. Sanki başka biri gibi olmuş. ‘Özledim’ dedi ya. Sanki
bayılacak gibi oldum.
A: Kimi özlemiş.
B: Aman canım! Sunucu ‘Amerika’da neler yaptınız?’ diye sordu. Tarkan ‘Yeni kaset için çalıştım ama izleyicilerimi ve konserlerdeki heyecanı
özledim’ cevap verdi ya. O ‘Özledim’ dedi. Ben de hayran hayran izledim.
A: Aman! Sen de. Tarkan ne yapsa hayran olursun. Onu bırakta. Hülya Avşarı izledin mi? Ne kadar güzel olmuş öyle. Her yılda daha
gençleşiyor. Doğum günü varmış. ‘Kaç yaşındasınız’ diye sordular. ‘Kaç yaşında gösteriyorum’ deyip cevap vermedi.
B: Bilmem. Onu izlememişim.
A: Tarkan’dan sonra dikkat etmemişsindir.
B: Belki. Ama İbrahim Tatlıses’i izledim. Urfa’ya okul yptıracakmış.
A: O da ne çok iş yapıyor. Kaset, otel, otobüs işletmeciliği. Şimdi de okul mu?
B: Aman. Sen de bir hoşsun. Ne ilgilsi var? Okulu para kazanmak için değil,’Urfa’ya bir katkım olsun’ diye yaptırıyor.
A: Tamam, tamam. Anladım. Bu akşam Cem Yılmaz’ın filmi var. Unutma. Filmden sonra yine arayacağım. Annem ‘Kapat şu telefonu’ diye
bağırmadan kapatalım. Hadi hoşçakal!
B: Hoşçakal. Görüşürüz.
8.3 – Ne olmuştur?
23. Acaba ne yapıyordur?
Kız: Efendim.
Erkek: Alo. Aşkım, nasılsın?
Kız: İyiyim bitanem. Sağol. Sen nasılsın? Ben de seni düşünüyordum. Birazdan arayacaktım.
Erkek: Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?
Kız: İşteyim, çalışıyorum. Birazdan yemeğe çıkacağım.
Erkek: Toplantı nasıl geçti?
Kız: Toplantı olmadı, ertelediler. Yarın olacakmış.
Erkek: Aaa, neden?
Kız: Bilmiyorum.
Erkek: Neyse grip gibiydin. Nasıl oldun?
Kız: Aynı. Bir değişiklik yok. İlaç içiyorum ama geçmiyor bir türlü. İşyeri de ısınmıyor bu aralar. Çok üşüyorum.
Erkek: Kendine dikkat et. Aklım hep sende kalıyor.
Kız: Sen nasılsın canım? İyi misin?
Erkek: Ben iyiyim. Çalışıyorum ve seni özlüyorum. Hepsi bu.
Kız: Ben de.
9 Ünite – Farklı dünyalar
9.1 – Çok kültürlü bir dünya
1. Dinleyelim, tamamlayalım
Eskimolar
Kanada, Sibirya, Grönland, Alaska gibi Kuzey Kutbu’na yakın bölgelerde yaşarlar. Toplam nüfusları 100.000’i bile bulmaz. Kendilerine İniut derler. Giysilerini ve ayakkabılarını hayvan derisinden yaparlar. Barışçı, dürüst, neşeli ve misafirperver insanlardır. Burunlarını birbirine sürterek selamlaşırlar. Konuk ağırlamaktan büyük zevk duyarlar. Kavga, hırsızlık gibi şeyler Eskimo topluluklarında hiç olmaz.
Bedeviler
Özellikle Arabistan, Irak, Suriye ve Ürdün çöllerinde yaşarlar. Büyük çoğunluğu çobandır. Deve, koyun ve keçi yetiştirirler, onların eti ve sütü ile beslenirler. Aile düzeni çokkarılılığa dayalı ataerkil bir düzendir. Aileleri şeyhler yönetir, onlar da aşiret denilen feodal yönetim düzenine bağlıdır.
Afrikalılar
Afrika coğrafyasında çoğu bağımsız elliye yakın devlet vardır ama birçok ülkenin özellikle taşra bölgelerinde hala kabile hayatı egemendir. Afrikalılar atalarına büyük saygı duyarlar ve onların ruhunu sürekli yanlarında hissederler. Bu nedenle akıl dışı olaylara, büyü ve büyücülere çok inanırlar. Büyücüler insanlara ceza verebilir, hatta onları kurban edebilirler.
Tibetliler
Denizden tam 5.000m. yükseklikte adeta “Dünyanın damında” yaşarlar. Sayıları 2 milyonu geçmez ve Çinlilerden çok Moğollara benzerler. Halkın büyük çoğunluğu et yemez. Ölülerini gömmezler, çünkü onlar için cansız bedenin bir anlamı yoktur. Cesetleri parçalarlar, bir ırmağa ya da ıssız tepelere atarlar. Soyluların cesetlerini ise yakarlar.
7. Dinleyelim, işaretleyelim
Kız: Beni burada biraz bekler misin?
Erkek: Olur. Ama çabuk gel.
Dede: Kızım bana gazetedeki şu haber okur musun?
Kız: Dedeciğim, ama ben okula gidiyorum şimdi. Anneme söyle. Hadi öptüm.
Erkek: Sen de yemeğe gelir misin?
Kız: Benim biraz daha işim car. Siz çıkın.
Erkek: Kendime çay koyacağım. Sen de içer misin?
Kadın: Gömleği paketler misiniz? Hediye olacak.
Satıcı: Elbette.
9.2 – Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten
15. Dertleşme
Kaan: Murat, neyin var bugün senin? Hiç iyi görümüyorsun.
Murat: Yok bir şey.
Kaan: Var, var... Söyle hadi. İşle ilgili bir sorun mu? Bana anlatabilirsin.
Murat: Off! Hayır, değil... Sorun Yonca.
Kaan: Ne oldu? Kavga mı ettiniz?
Murat: Hmm... Ankara’dan taşınmak istemiyor. “İşimden ayırlamam diyor!” Ama biliyorsun, ben de Antalya’daki bir şirketten iş teklifi aldım.
Benim için çok iyi bir fırsat! Orada terfi edebilir ve kariyer yapabilirim.
Kaan: Ama, bencilik ediyorsun. Kız haklı! Boşuna mı okudun yıllarca? Sen okulu yedi yılda bitirebildin. Sen üniversitedeyken, o hem
doktorasını yapıyordu, hem de çalışıyordu. Şimdi de çok iyi bir işi var; koskoca şirketin personel müdürü!
Murat: Olabilir! Sonuçta biz artık evliyiz. Bu işe başladıktan sonra Antalya’da daha iyi para kazanabileceğim! Daha iyi bir yerde oturabileceğiz,
daha rahat yaşabileceğiz. Ayrıca o zaman Yonca çalışmayabilir. Böylece kendine zaman ayırabilir. Çocuğumuz olduktan sonra onunla
daha iyi ilgelenebilir.
Kaan: Yapma Murat. Yonca şimdi çok memnun. Bence asla istifa etmez. Sen bu Antalya işini unut.
Murat: Galiba haklısın.
19. Telefon mesajları
A Yıldırım ailesi iyi günler diler. Şuanda evde değiliz. Lütfen mesaj bırakın.
Anneciğim ben Ayşe Güler’deyim, birlikte ders çalışıyoruz. Bugün burada kalabilir miyim? Ayşe Güler’in telefon numarası defterde
yazıyor. Beni arayabilirsin.
B Merhaba! Şuanda evde değilim. Sinyal sesinden sonra mesaj bırakabilirsiniz.
Berke neredesin dostum? Ben Ceyhun. Okulda seni bulamadım. Sana bir şey soracağım. Beni arabilir misin?
C Merhaba! Ben Serdar. Şuanda telefonuza cevap veremiyorum. Sinyal sesinden sonra mesaj bırakın.
Selam! Ben Selin. Bugün işten erken çıkamayacağım. Sinemaya yarın akşam gidelim mi? Beni ofisten arayabilirsin. Öptüm.
D İyi günler! Lütfen sinyal sesinden sonra mesaj bırakın.
Canım merhaba! Toplantımız uzadı. Yemeğe gelemeyebilirim. Beni merak etme. Öptüm.
21. Hangisine neden katılıyorsunuz?
1. Evlilikte para en önemli şeydir.
Aşk evliliğin en önemli parçasıdır.
2. Farklı ülkeden biriyle evlenemem.
Başka milletten biriyle evlenebilirim. Benim için aşk önemlidir.
3. Bir kız erkeğin yanında para ödeyebilir.
Bir kız erkeğin yanında para ödeyemez.
4. Çocuğum evlenmeden önce sevgilisiyle birlikte yaşayabilir.
Çocuğum asla sevgilisiyle aynı evde oturamaz.
9.3 – Farklı zamanlar
24. Çok yorgunum
Aylin: Ay... Off
Babaanne: Ne oldu Aylin? Hasta mısın?
Aylin: Hayır babaanneciğim. Hasta değilim. Çok yoruldum. Şurada biraz yatayım... Off...
Babaanne: Kızım, ne yaptın da yoruldun bu kadar?
Aylin: Çamaşırları astım. Kollarım koptu.
Babaanne: A-a-a! Ben de iş yaptın sandım.
Aylin: Bu iş değil mi babaanne?
Babaanne: Değil tabii. Ben senin yaşındayken evi temizlerdim, camları silerdim, bulaşıkları yıkardım. O zamalar ne elektrik süpürgemiz vardı,
ne bulaşık makinemiz. Her işimizi elimizde yapardık. En zor iş de çamaşırdı. Giysileri büyük kazanlarda kaynatırdık, sonra da
saatlerce elimizde yıkardık.
Aylin: İnanmıyorum! Çok yorucu!
Babaanne: Ya, şimdi tekrar düşün bakalım. Gerçekten yorgun musun?
25. Eskinin modası
İnsanoğlu her zaman güzelliğe büyük önem vermiş. Daha güzel görünmek için çaba göstermiştir. Moda sektörü de insanın daha güzel görünme isteğinden doğmuştur. Moda günümüzde hayatın önemli parçasıdır. Ancak geçmişte de insanlar her zaman modaya ilgi duymuştur. Şimdi geçmişte bir yolculuğa çıkalım ve yıllar öncesinin giyim modasına birlikte bakalım.
1920’lerde bayanlar gündelik hayatlarında genellikle uzun etek ve ceket giyerlerdi. Yanlarında küçük zarif çantalar taşıyorlardı. O yıllarda şapka çok modaydı. Beyler ise her zaman takım elbise giyerlerdi. Şapka beyler için de en önemli aksesuardı.
1940’lı yıllara kadar erkek modası çok fazla değişmedi. Erkekler yine takım elbise giyiyordu ama kravattan daha çok papyon takıyorlardı. O yıllarda bayanların etek boyları biraz kısaldı. Artık bayanlar beli dar önden düğmeli elbiseler giyiyorlardı. Ayrıca dar eteklerin üstüne ve yakalı bulüzler giymek te çok modaydı.
10 Ünite – Medya
10.1 – Haberiniz var mı?
3. Gazete haberleri
Haber 1
Avrupa’daki en katı sigara içme yasağı İspanya’da.
Yasaya göre kapalı yerlerde sigara içmenin cezası 30 ile 600 bin Euro arasında değişiyor. Bu yasayla iş yerlerinde, kültür ve alışveriş merkezlerinde, otobüs, metro, tren gibi toplu taşıma araçlarında sigara içmek yasak. 100 metrekareden daha büyük bar, lokanta, kafe gibi kapalı yerlerde de sigara için ayrı bir bölüm olması gerekiyor.
Haber 2
Hindistan’ın güneyinde dün sabah bir tren kazası oldu, kazada 109 kişi öldü.
Andra Pradeş eyaletindeki kazaya, küçük bir köprünün yıkılması neden oldu ve tren nehre yuvarlandı. Nehirde arama ve kurtarma çalışmaları bugün de devam ediyor. Kazadan birçok kişi yaralı olarak kurtuldu.
Haber 3
Bir elektronik firması, otomobiller için otomatik park etme sistemi geliştirdi.
Sistem sokaktaki boş yerleri buluyor ve otomobili kendisi park edebiliyor. Firmanın mühendisleri “Park yeri bulmak sürücülerin en büyük problemi. Bu sistem sürücülere büyük kolaylıklar getirecek” diyor. Mühendisler yeni sistemi Almanya’da test etmeye başladı.
6. Şimdi haberler
1. Birçok öğrenci üniversite ve lise giriş sınavlarında saniyelerle yarışıyor. Sınavlarda başarılı olmak için öğrencilerin diğer adaylardan daha hızlı okumaları, daha hızlı anlamaları gerekiyor. Bu sınavlarda bir soruda ortalama 40-45 sözcük bulunuyor. Böyle bu soruyu normal hızlı okumak 15-20 saniye sürüyor. Ancak hızlı okuma teknikleriyle aynı kişinin, aynı soruyu 7 saniyede okuması mümkün. Bu da 100 soruluk bir sınavda 30-40 dakika zaman kazanmak demek.
2. Bilim adamlarına göre spor yapmadan önce iki fincan kahve içmek, kas ağrılarını azaltmak için birçok ilaçtan daha etkili. George Üniversitesi profesörlerine göre, sporcuların antremandan önce kahve içmesi, antreman sonrası ağrılarını %48 azaltıyor.
3. Bir firma kredi kartına benzer bir MP3 çalar üretti. Bü küçük cihazı cüzdanda bile taşımak mümkün. Los Angeles’te bir fuarda ilk kez tanıtılan 2GB-lık cihaz, içinde yaklaşık 500 şarkı saklayabiliyor. 4GB-lık model de birkaç ay içinde piyasaya çıkacak.
4. İspanya basketbol Ligi’nin 15. Haftasında Ceramica zor da olsa maçı 74-72 kazandı. Bu takımda Türk oyuncu Serkan Erdoğan’ın da oynaması,Türk seyircileri televiziyon karşısına çekti. Basketbolcumuz, maç boyunca çok iyi bir performans ortaya koydu.
5. Avustralyalı ünlü oyuncu Nickole Kidman paparazzilerle tartıştıktan sonra yeni yıl tatilini tamamlamadan ülkesinden ayrıldı. Habere göre, bir paparazzi Kidman ve eşinin, otomobillerinin içinde fotoğrafını çekmek istedi. Gazetecinin izinsiz fotoğraf çekmesi ünlü oyuncuyu çok kızdırdı. Kidman bu olaydan sonra özel jetiyle Avustralya’dan ayrıldı.
6. Lions Kulübünün geleneksel Uluslararası Lions Kulüpleri Avrupa Müzik Yarışması’nda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencisi Aylin Özer birinci oldu. Özer “Jürinin beni birinci seçmesi çok güzel. Çok mutluyum! Başarılı olmak için bundan sonra daha çok çalışacağım. Yarışmada 3500 Euro kazandım. Bu parayla profesiyonel bir flüt almak istiyorum” dedi.
10.2 - Medya ve insan
11. Dizi kirliliği
Televizyonda dizi izlemekten hoşlanıyoruz. Ancak bu dizilerin çoğu hayatımızı olumsuz etkiliyor. Televizyonlardaki dizi kirliliği en çok çocukları ve gençleri etkiliyor. Gençler ve çocuklar artık gerçek hayatı bir dizi gibi yaşamaya başladılar. Birbirleriyle ilgilenmeye zaman ayırmıyorlar. Televiziyondaki diziler nefes almalarına bile izin vermiyor. Biri bitiyor, diğeri başlıyor. Diziler ahlak dışı olaylarla, ihanetlerle, cinayetlerle, kan ve gözyaşıyla dolu. Çocukların ve gençlerin ruh sağlığı bu diziler yüzünden tehlike altında. Çünkü çoğu, o dizilerdeki kahramanlara benzemek istiyor. Program yapımcıları ise bu tür diziler yapmakta ısrar ediyor. Onlara göre bunu halk istiyor!
21. Televizyon programları
1. Her ilkbaharda yüz binlerce sukuşu Amerika’nın güney kıyılarından buraya gelir. Onlar için burada beş ay devam edecek yeni bir hayat
başlar. Yaz bittikten sonra ise yeniden göç hazırlıkları başlar.
2. Merhaba değerli izleyiciler! Bugünkü konuğumuz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden. Kendisiyle uyku sorunları üzerine sohbet
edeceğiz. Sizler de konuğumuza soru sormak, bilgi almak için telefonla bizi arayabilirsiniz.
3. Şimdi size bir son dakika gelişmesi iletmek istiyoruz. Japonya’nın batısında Pasifik açıklarında bugün öğlen saatlerinde Richter ölçeğine göre
7.2 büyüklüğünde bir deprem oldu.
4. Ünlüler dünyasındaki gelişmelerle yine birlikteyiz. Kim, kiminle, nerede, nasıl? Bütün bu soruların cevaplarını bu programda bulacaksınız.
Haftanın dedikoduları, sinema dünyasının ünlülerinden şok açıklamalar. İşte ilk görüntülerimiz...
5. Ben bu konuda sizin gibi düşünmüyorum. Biraz önce diğer konuşmacı da söyledi. Bence gençlerin sorunları ekonomik nedenlerle ilgili değil.
Günümüzde her şey eskisinden çok farklı. Gençlerden bizim gibi davranmalarını beklemeyelim.
6. Genç kart kullanın kazanın. Genç kart Aralık ayında tüm alışverişlerinize 6 taksit imkanı sunuyor. İyi alışverişler!
7. Yeni günde herkese merhaba! Programımız yaklaşık iki saat sürecek ve 50 yeni parça dinleyeceğiz bugün. Haftanın liste başı şarkılarını, en
yeni klipleri, yeni albümleri bu programda bulacaksınız.
8. İyi akşamlar sayın seyirciler! Haftanın en önemli maçında canlı yayınla karşınızdayız. Spikeriniz ben Gökhan Mert sizlere tüm canlı yayın
ekibimiz adına güzel bir maç diliyorum. Birazdan takımlar sahadaki yerlerini alacak ve karşılaşma başlayacak.
11 Ünite - Sağlıklı bir yaşam
11.1 – Sağlığınız için
6. Kim nasıl besleniyor?
Merhaba!
Ben Mine. Çok yoğun bir iş ortamında çalışıyorum. Sabah iyi bir kahvaltı yapmadan evden çıkmıyorum. Öğlene kadar sadece bol su ve bitki çayı içiyorum. Öğle genellikle kebap, döner gibi yiyecekler yiyorum. Saat 4 ve 5 arası işimiz biraz hafifliyor. Bazen arkadaşlarla çay içip kurabiye yiyoruz. Saat 7’de işten çıkıyorum. Akşam sebze ve salata gibi yemekler yemeye dikkat ediyorum. Çünkü aynı kiloda kalmak istiyorum. Gece bir fincan bitki çayı içip uyuyorum.
Ben Emre. Öğrenciyim. Ailemden uzakta yaşıyorum, bu nedenle çok iyi beslenmiyorum deyemem. Sabahları bir şeyler atıştırıp öğlen genellikle hamburger, pizza, sandwich gibi yiyecekler yiyorum. Okulda genelde soda içiyorum. Akşama kadar hiçbir şey yemiyorum. Akşam arkadaşlarla genellikle makarna, yumurta gibi yemekler yiyoruz. Bazen dışarıdan yemek siparişi veriyoruz yada makarna ile idare ediyoruz. Genelde çok sağlıklı beslenmiyorum ama akşam yemeklerinden sonra mutlaka meyve yiyorum. Çünkü meyve yemek benim çocukluğumdan beri alışkanlığım.
Selam!
Ben Semih. Çocukluğumdan bu yaşıma kadar bu sahil kasabasında yaşadım. Balıkçılık benim babadan kalma mesleğim. Haftanın üç-dört günü balık yiyorum. Tabi balığın yanında bol salata oluyor. Bazı akşamlar balığın yanında bir-iki kadeh şarap içiyorum. Zeytin yağ bizim en önemli besinimiz. Kahvaltıda bile zeytin yağı yiyoruz. 75 yaşındayım ama hâlâ hafızam güçlü. Bunu çok balık ve sebze yemeğe borçluyum. Tek Tek kötü alışkanlığım var. Tatlıyı çok seviyorum. Hafta sonları yemekten sonra mutlaka birkaç dilim baklava yiyorum.
8. Her zaman genç
Sunucu: Sevgili seyirciler. Bu hafta konuğumuz doktor Kemal Tan. Kemal Tan bugüne kadar bize sağlıklı
ve uzun yaşamın sırlarını anlattı ve sonunda bütün bu bilgileri bir kitapta topladı. Bugün hem bu
kitap hakkında, hem de Kemal Bey’in mutlu ve sağlıklı bir hayat için önerileri hakkında
konuşacağız.
Sayın Tan programımıza hoş geldiniz!
Doktor: Teşekkür ederim.
Sunucu: Kitabınızın bir bölümde uzun süre genç kalmanın kurallarından bahsediyorsunuz. Anlatabilir
misiniz, nasıl uzun süre genç kalabiliriz?
Doktor: Sağlıklı bir yaşam için pozitif düşünceye sahip olmak, doğru beslenmek, egzersiz yapmak
gerekiyor. Dahası bu kurallara uymayı yaşam tarzı haline getirmek önemli.
Sunucu: O kadar hızlı bir hayat yaşıyoruz ki. Bu hızda bir hayatta spora çok vakit kalmıyor. Bununla ilgi
neler söylebilirsiniz?
Doktor: Egzersizi günlük hayatın içine sokabiliriz. Otobüse yada arabaya binmeyip yarım saat hızlı
temopda yürüyüş yapmak, asansöre binmeyip merdiven kullanmak da egzersizdir.
Sunucu: Kitabınızda meyvelerin ve sebzelerin de bir çok yararlarından bahsediyorsunuz.
Doktor: Evet, meyve ve sebzeler vücudumuz için çok yararlıdır. Kitabın son bölümünde sebze yemekleri
tarifleriyle birlikte meyve maskeleri tariflerine de yer verdim.
Sunucu: Peki, ben kitaptan biraz uzaklaşıp gazetedeki yazılarınızdan bahsetmek istiyorum. Her hafta
köşenizde bir ünlü konuk edip onun yaşam tarzı hakkında sohbet ediyorsunuz. Ünlülerin yaşam
tarzı ile ilgili genel olarak nasıl bir yorum yapmak istersiniz?
Doktor: Bu köşeye herkes çok ilgi gösterdi. Ben ünlülerin hayat tarzlarında genelde şunu gördüm. Artık
insanlar kendilerine ve hayata daha çok değer vermeye başladılar. Herkes beslenmeye,
egzersize ve doktor kontrolüne daha çok önem veriyor. Bu iyi bir gelişme.
Sunucu: Sayın Tan, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz.
Doktor: Ben teşekkür ederim.
11.2 Strese girmeyin
12. Çok sıkılıyorum
Özgür: Ya senin hiç sıkıntın yok mu? Nasıl oluyor da her zaman böyle neşeli olmayı başarıyorsun?
Pınar: Var ama ben hayattaki küçük sorunları dert etmiyorum.
Özgür: E-e, senin için söylemesi kolay. Benim gibi yoğun çalışmıyorsun ki.
Pınar: Yanılıyorsun Özgürcüğüm. Bazı günler çok yoğun oluyorum. Sen de biliyorsun akşam ne kadar geç eve gidiyorum.
Özgür: Ben bazen işteki yoğunluktan sıkılıyorum. Öyle zamanlarda bütün haftam çok zor geçiyor.
Pınar: Böyle durumlarda işini ve özel hayatını bir birinden ayırarak daha huzurlu olabilirsin.
Özgür: Nasıl?
Pınar: İşteki bütün sıkıntıları bırakıp evin kapısından içeri gir.
Özgür: Evde de bazen çok sıkılıyorum ama.
Pınar: O zaman hemen eve gitme. Arkadaşlarınla bir yerde oturup sohbet et.
Özgür: Ama her gün zaten iş yerinde insanlarla konuşmaktan, dert anlatmaktan yoruluyorum. Bir de sohbet etmeye vakit harcayamam.
Pınar: O zaman eve git. Eşofmanlarını giyip dışarıda bir saat yürüyüş yap. Yürüyüş yapmak hem vücut, hem de ruh sağlığı için çok yararlı bir
egzersiz.
Özgür: Off! Bunlara ben sana enerjim kalmıyor diyorum. Sen buna bir saat yürümemi söylüyorsun. Güzel vakit geçirmek istiyorum ama çok
hareket etmeye gücüm kalmıyor. Bak, ben sıkıntılarımdan kurtulamıyrum işte.
Pınar: Tamam, o zaman evde kendin için bir şeyler yap. Örneğin yolun üzerindeki bir dükkana uğra. Kendine güzel bir film al. Dışarıdan güzel
bir yemek sipariş et. Yeter ki kendine vakit ayırmaya kendini mutlu etmeye çalış.
Özgür: Bak, bu olabilir işte. Ama yine de zamanımın çoğu iş yerinde geçiyor. İş yerindeki bu stresten kurtulmak için de bana bir şeyler
önerebilir misin?
Pınar: İş yerinde genelde kahve yerine bitki çayları içerek rahatlayabilirsin. Öğlen tatillerinde dışarı çıkmak da stresini atmak için iyi bir yol.
Özgür: Tamam, o zaman. Saat 12:30 öğle tatili olur. Ben biraz dışarı çıkıp dolaşayım. Sen de gelir misin?
Pınar: Bekle, Özgürcüğüm. Ceketimi alıp geliyorum.
19. Renklerin dili
Ayşe: Selam. Ne yapıyorsun? Bahar temizliği mi?
Meltem: Evet. Bütün odaların rengini değiştirmeye karar verdim. Bu yüzden bugün tüm odaları boyayacağım.
Ayşe: Neden? Bence evin böyle bembeyaz çok güzel.
Meltem: Artık monotonluktan kurtulmak istiyorum. Geçenlerde bir dergide renkler hakkında bir yazı okudum. Her renk insanları farklı
etkiliyor.
Ayşe: Peki, salonu hangi renge boyamayı düşünüyorsun?
Meltem: Maviye. Çünkü rahatlatıcı bir etkisi varmış. Mavi huzur veriyormuş, daha sakin olmamızı sağlıyormuş. Belki bu yüzden hastanelerde
bu rengi kullanıyorlar.
Ayşe: Peki, mutfakta hangi rengi kullanmak istiyorsun?
Meltem: Mutfağı turuncu tonlarında boyamayı düşünüyorum. Turuncu insanların neşenlenmelerini, hayata daha ılımlı bakmalarını
sağlıyormuş.
Ayşe: Çalışma odanı da ben tahmin edeyim. Sarı istiyorsun, değil mi?
Meltem: Nerden bildin?
Ayşe: Ben de gazetede okudum. Sarı insanları daha canlı ve enerjik yapıyormuş. Çalışırken uykunun gelmesini istemezsin. Bu yüzden sarı rengi
tercih edersin diye tahmin ettim. Oturma odanı da yeşil yapabilirsin. Çünkü yeşilinde rahatlatıcı bir özelliği varmış. Başka hangi renklerin
özelliklerini biliyorsun?
Meltem: Kırmızı, psikolojik olarak uyanık olamyı sağlıyormuş. Mor ise uykusuzluğa iyi geliyormuş. Renkler hakkında bunları öğrendim.
Ayşe: Düşünüyorum da acaba ben de evimi boyayıp hayatımı renklendirebilir miyim?
11.3 Neyiniz var?
22. Canın sağolsun
Ahmet: Merhaba arkadaşlar!
Murat: A-a, Ahmet! Hoşgeldin. Geçmiş olsun, çok merak ettik seni.
Selim: Teşekkür ederim. Geçen hafta hep evde yattım. Sanırım üşütmüşüm. Şimdi daha iyiyim. Ama sizi ve ofisi özledim gerçekten.
Selim: Aslında seni arayacaktım ama zaman bulamadım işte...
Ahmet: Sağlık olsun, önemli değil.
Murat: Doktora gittin mi?
Ahmet: Hayır, evdeki ilaçlara idare ettim. Bu arada benim işlerimi de siz yaptınız. Sağ olun.
Selim: Canın sağolsun. Bir sorun yok. Ama ne yazık ki son raporu bitiremedik.
Ahmet: Kafanızı takmayın. Onu da ben bitiririm.
25. Doktor randevusu
Sekreter: İyi günler. Medi Klinik, buyurun.
Selin: İyi günler. Kulak burun boğaz polikliğinden randevu almak istiyorum.
Sekreter: Tabii. Ne zaman için?
Selin: Yarın olabilir.
Sekreter: Yani 8 Mart Perşembe. Saat 13.30 sizin için uygun mu?
Selin: Daha erken bir saat olabilir mi?
Sekreter: Bir saniye lütfen, kontrol etmem gerekiyor. Saat 11.30 nasıl?
Selin: Evet, uygun.
Sekreter: Adınız öğrenebilir miyim?
Selin: Ben arkadaşım için randevu alıyorum. İsmi Cem Arhan.
Sekreter: Tamam. Cem Bey’i saat 11.30’da bekliyoruz.
Selin: Teşekkür ederim.
Sekreter: Rica ederim. İyi günler.
35. Farklı tedavi yöntemleri
İnsanlar yüzyıllardır hastalıkların tedavisinde bitkileri kullanıyor. Günümüzde ilaçlar sayesinde birçok hastalığın tedavisi mümkün. Tıp bilimi ve eczacılık, insan sağlığına hizmet ediyor. Ancak bazı insanlar günümüzde bitkilerle ve tıp biliminin dışındaki yöntemlerle tedaviyi tercih ediyorlar. Bu tür tedavi yöntemlerine alternatif tıp adını veriyorlar. Alternatif tıp yıllar önce insanların bitkileri tedavi amaçlı kullanmasıyla başladı. Alternatif tıp aslında modern tıbba karşı değil. Hatta bazı hastalıklarda normal tedaviyle birlikte kullanıyorlar. Alternatif tıp yalnızca bitkileri kullanmıyor. Bu tedavide renk, ses, müzik ve ışıkla çeşitli hastalıkları iyileştirmek de mümkün. İnsanlar bu yöntemlerle hastalıkları tedavi etmenin yanında segarayı bırakma, kilo verme gibi kişisel isteklerine de çözüm arıyorlar.
12 Ünite – Yolculuk
12.1 – Nereye gidelim?
6. Üç macera: karada, havada, suda...
Popüler bilim ve kültür dergisi Focus, bir dosya hazırladı ve dünyadan 100 harika tatil noktasını tanıttı. 34 sayfalık bu dosyada Türkiye’den de ilginç tatil alternatifleri var. İşte bazı örnekler: Türkiye’nin en yüksek tepesi Kaçkarlar, doğa ile baş başa kalmak için ideal yerlerden biri. Kaçkar Dağlarına yolculuk, tur programlarında genellikle Artvin şehrinden başlıyor ve yaylalardaki bir haftalık kamptan sonra kaplıcalarda sona eriyor. Kaçkarlar’a gitmek için en uygun zaman Ağustos. Çünkü bu mevsimde hava sıcaklığı dağda zaman geçirmek için daha uygun oluyor. Ayrıca Ağustos ayının sonundaki yayla şenlikleri doğaseverlere Karadeniz halkını ve kültürünü tanıma şansı veriyor.
Masmavi bir denizde, dalgaların üzerinde uçabilmeniz için iki şeye ihtiyacınız var: bir Alaçatı biletine ve bir sörf tahtasına... Alaçatı hem coğrafi yapısı hem de iklimi nedeniyle sörf yapmak için çok yugun bir bölge. Son yıllarda «uçurtma sörfü» yapmak Alaçatı’da çok yaygın. Bu sörfü öğrenebilmeniz için çok çeşitli kurslar bulunuyor.
Uçmak... Bulutların arasından süzülmek, ruzgârla yarışabilmek ve yeryüzüne masmavi gökyüzünden bakabilmek. Bunları yapabilmeniz için kanatlarınızın olmasına gerek yok. Fethiye-Ölüdeniz’e gidip yamaç paraşütünü deneyin, yeter! Bugün yerli yabancı birçok turist gökyüzünde süzülmek için Fethiye’ye gidiyor. Üstelik bu iş için teorik eğitim almadan, profesyonel pilotlarla uçmak mümkün.
8. Ne okuyalım?
Yaz mevsimi iyice yaklaştı ve herhalde hepiniz tatil hayalleri kurmaya başladınız bile. Peki, tatilde nereye gideceksiniz? Nerede kalacaksınız? Tatilde ne okuyacaksınız? Bu sorulara yanıt vermenizi kolaylaştırmak için programımızın bu bölümünde size birkaç kitap tanıtmak istiyoruz.
İlk kitabımızın adı “Bavulumda Dünya”. Kitabın yazarı İbrahim Aygırcı sizi Çin’den Avrupa başkentlerine, oradan da Amerika’ya ilginç bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap sadece bir dünya turunu anlatmıyor. Avrupa’yı, Asya’yı ve Amerika’yı daha iyi tanımanız için size bir coğrafya, tarih ve kültür rehberliği de yapıyor. “Bavulumda Dünya” Cinius yayınlarından çıkmış.
İkinci kitabımız ise Türkiye’deki ilgi çekici turizm noktalarını öğrenebilmeniz için iyi bir tatil rehberi; adı “Gezi Türkiye”. Rehber, turistik merkezleri çeşitli fotoğraflarla tanıtıyor ve ulaşım, yeme-içme, konaklama ile ilgili bilgiler veriyor. Rehberde ayrıca karayolu haritaları da bulunmuyor. Ekin Grubunun bu kitabı, size uygun tatil yerini seçebilmeniz için çok farklı alternatifler sunuyor. Tatile çıkmadan önce okumanızı tavsiye ediyorum.
Diğer kitabımız ise çocuk klasiklerinin en güzel örneklerinden biri, “80 Günde Dünya Gezisi ”. Kitabın konusu kısaca şöyle: Bay Fogg çok zengin, kibar fakat kimsesiz bir insandır. Tek eğlencesi şehir kulübünde briç oynamaktır. Bir gün kulüpte, servetinin yarısını ortaya koyarak bir iddiaya girer. Dünyanın çevresini 80 günde dolaşacaktır, hem de hava yolunu kullanmadan, önceden hiçbir planlama yapmadan.
Bence büyük-küçük herkes Jules Verne’nin bu romanını dünyayı gezmek, fillerin sırtında dolaşmak, heyecanlı deniz yolculukları yapmak için okuyabilir.
12.2 - Nasıl gidelim?
21. Havaalanında
BA516: Türk Hava Yolları BA516 sefer sayılı Cenevre uçan yolcularımızın 4 numaralı kapıya gitmeleri için son çağrı.
SK832: Lüfthansa Hava Yolları’yla SK832 sefer sayılı Paris uçuşu 1 saat ertelendi.
AF472: AF472 sefer sayılı Air France Amsterdam uçuşu için 17 numaralı kapıya gidin.
LH309: Fly Air LH309 sefer sayılı Madrid uçağı yolcuları lütfen pasaport kontrolü için 32 numaralı kapıya gidiniz.
VS876: Onur Hava Yolları New York uçuşu VS876 New York uçuşu ile seyahat edecek sayın yolcularımız lütfen bir sonraki anons için
bekleme salonuna gidiniz.
Teşekkürler! Sayın yolcularımız el bagajlarınızı lütfen yanınızdan ayırmayınız.
12.3 - Tatiliniz nasıl geçti?
23. Manolya Oteli
A: Ayten, bugün ne kadar mutlu görünüyorsun! Yüzünde güller açıyor.
B: E-e, tatilden yeni döndüm. Eğlendim, dinlendim, tabii mutlu olacağım.
A: Tatile mi gittin? Nereye?
B: Bodrum’a gittim. Orada küçük, güzel bir otelde kaldım.
A: Ben de çok severim küçük otelleri. Kalabalık olmaz, hizmetleri hiç fena değildir.
B: Gerçekten öyle. Otelin sahipleri ve personeli de çok iyiydi. Bize çok iyi ev sahipliği yaptılar. Hatta ilk gün ben biraz rahatsızlandım. Benim
için doktoru aradılar, ilaçlarımı aldılar, bana çok yardımcı oldular. Hepsi çok nazik ve güler yüzlüydü. Sadece restoran çok iyi sayılmazdı.
A: Niçin? Yemekler kötü müydü?
B: Hayır, yemekler kalite ve temizlik açısından iyiydi ama çeşit azdı. Bir hafta boyunce öğle yemeğinde makarna salatası yedik. Onun dışında
her şey iyiydi. Garsonlar çok hızlı servis yapıyordu mesela, buna çok şaşırdım. Çünkü normalde bir bardak su için yarım saat bekleyebiliyor
insan.
A: Peki odan nasıldı?
B: Dekorasyon pek lüks değildi, sade bir odaydı. Çiçeklerle ve lambalarla biraz daha süsleyebilirler bence.
A: Mobilyalar da biraz eskiydi ama ben rahatsız olmadım, çünkü oda servisi her sabah ve akşam temizliğe geliyordu. Denizden döndükten
sonra odayı, banyoyu tertemiz buluyordum. Yalnız banyodaki saç kurutma makinesi bozuktu. Sonra tamir ettiler ama ben üç gün akşam
yemeğine saçlarım ıslak gittim. Neyse ki başka bir sorun yaşamadım.
25. Farklı bir tatil
Eşim ve ben tek düze bir hayattan ve her sene aynı yerde tatil yapmaktan sıkıldık. Bu yüzden geçen yaz aldık sırt çantalarımızı ve çıktık yola. Önce uçakla Yunanistan’a gittik. Yunanistan’da iki gün kaldık. İlk gün Kamara, Rotonda, Roma Agorası’nı kapsayan şehir yürüyüşümüzün ardından Aristo Meydanı’nın şirin kafelerinde keyifle kahvelerimizi yudumlayarak yorgunluğumuzu attık. Sabah kahvaltı sonrası erkenden yola çıktık ve Atina’ya gittik. Akropolis, Agora, Parlomento binası, Evzon askerlerinin nöbet değişim töreni, Meçhul Asker Anıtı, Sintagma Meydanı’nı kapsayan Atina turununun ardından otelimize yerliştik. Sabah erkenden trene bindik. Trenle uzun bir yolculuğun ardından İtalya’ya geldik. İtalya’da çok sevimli bir pansyonda kaldık. Pansyon sahibinden iki bisiklet aldık ve bütün gün bisikletle dolaştık.
Roma’nın kültürel faaliyetler açısından büyük öneme sahip olduğuna tanık olduk. Roma tiyatrolarında dünyaca ünlü opera ve baleler vardı. Roma’deki müzelerden çok etkilendik.
İtalya’dan sonraki durağmız Fransa’ydı. Paris’te 4 gün kaldık. Paris heyecanı ve romantizmi ile gerçekten tam bir rüyallar kentiydi. Paris’te 17. Yüzyıl Rönesans sarayları, Napoleon anıtları harikaydı. Son gün Paris Disneyland’e gittik. Orada çocuklar gibi eğlendik.
En son durağımız İspanya’ydı. Madrid’in harika doğası bizi büyledi. İspanya’da da vaktimizi gezerek ve bol bol denize girerek geçirdik. Tatilimizin sonunda ikimiz de çok yorgun ama çok mutluyduk. Bu sebeple bundan sonra tatillerimizi hep böyle geçirmeye karar verdik.
26. Tatil ödülü.
Haberci: İyi akşamlar sevgili seyirciler! Şu anda yarışma programımızdan tatil kazanan ailenin tatil anılarını
dinlemek için havaalanındayız. Şanslı ailemiz Şenol ailesi: Nevin Hanım, Erol Bey, kızları Hazal ve oğulları
Can ile yanımızdalar. Şimdi onlara tatil anıları hakkında bir röportaj yapacağız. Öncelikle Erol Beyle
konuşacağız.
Erol Bey, tatiliniz nasıl geçti?
Erol Bey: Harika bir tatildi! Hepimiz çok eğlendik.
Haberci: Peki bir hafta orada neler yaptınız Nevin Hanım?
Nevin Hanım: Bir hafta nasıl geçti anlamadık. Hepimiz bu tatil boyunca yeni şeyler denemek istedik. Mesela ben
hayatımda ilk kez ata bindim. Eşim de dalış kursuna katıldı.
Haberci: Peki çocuklar sizler neler yaptınız tatil boyunca?
Can: Ben sabahtan akşama kadar havuzdan çıkmadım. Ama benim için feribota binmek harikaydı. Çünkü
feribotla eski bir limanı gezdik.
Haberci: Bu liman gezisinden tüm aile memnun kaldı mı?
Nevin Hanım: Tabii, harika bir geziydi.
Haberci: Hazal sen hiç konuşmadın. Sen tatilde eğlendin mi?
Hazal: Evet, çok eğlendim. Özellikle cumartesi ve pazar günü hayvanat bahçesinde çok iyi zaman geçirdim.
Erol Bey: Hayvanat bahçesi çok büyüktü ve çok çeşitli hayvanlar vardı. Kızımı ve eşimi daha önce hayvanat
bahçesine hiç götürememiştim. Oğlum bir okul gezisiyle gitmişti.
Nevin Hanım: Tatil boynca eşimle açık havada yürüyüş yapma fırsatı da bulduk. Büyük şehirlerde böyle açık
alanlar bulmak zor.
Haberci: Peki seyircilerimize kanalımızın yarışmasına katılamaları için tavsiyede bulunur musunuz?
Erol Bey: Kesinikle evet. Sürekli Kanal 4’ü izlesinler. Onlar da bir gün bizim gibi ödülü kazanabilirler.
Nevin Hanım: Ben de eşim gibi düşünüyorum. Herkes şansını denesin.
Haberci: Evet, sayın seyirciler. Şenol ailesinin tatil yorumlarını hepiniz izlediniz. Bizi izlemeye devam ediniz.
29. Alternatif tatil
Semih: Bu yaz çok fazla para harcadım. Bu yüzden borçlarımın sonu gelmiyor.
Arkadaşı: Sen bu yaz bir yere gitmedin. Neye bu kadar çok borcun var?
Semih: Çünkü bizim yakınlarda bir termal merdezde SPA açımlış, oraya gittim.
Arkadaşı: A-a-a, ne güzel! Nereden aklına geldi?
Semih: Bugün posta kutumda bir broşür buldum. Broşür ruh ve beden sağlığmızın öneminden bahsediyordu. Broşür okuduktan sonra anladım
ki uzun zamandır hiç vücudumla ilgilenmemişim. Bu nedenle tatil tercihimi değiştirdim ve uzak bir yere gitmeyip burada kalmaya
vücudumu ve ruhumu dinlendirmeye karar verdim.
Arkadaşı: Doğru bir karar vermişsin. Peki neler yaptın?
Semih: İlk gün bir uzman ruh ve beden dengemin uyumunu görmek için test uyguladı. Test sonucunda bedenim ve ruhum arasında denge
problemi ortaya çıktı.
Arkadaşı: Hiş şaşırmadım. Peki nasıl bir tedavi uyguladılar?
Semih: Rahatlama dinçleştirme programlarının tümünü tavsiye ettiler. Bu tedaviyelerin içinde masaj da vardı. Aslında bu hizmetlerden
bazılarını seçme şansı var ama ben kendimi tamamen iyi hissetmek istedim. Bunun için bütün hizmetlerden yararlandım. Bütün bu
hizmetlerin sonucunda da vücudumda ve ruhumda müthiş bir rahatlama hissettim.
Arkadaşı: Bu rahatlamanın da bedeli ağır oldu tabi.
Semih: Evet, ama yine de şikayetçi değilim.
Arkadaşı: Belli oluyor. Belki ben de seneye böyle bir tatil yaparım.

Приложенные файлы

  • docx 20589416
    Размер файла: 78 kB Загрузок: 0

Добавить комментарий